<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Tarım Gazetesi</title>
	<atom:link href="http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app</link>
	<description>Türkiye'nin Organik Tarım Portalı</description>
	<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 15:17:28 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Tarım Sektöründen Bir Açlık Grevi</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=716</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=716#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 15:17:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DeveDikeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım Politikaları]]></category>

		<category><![CDATA[Editör'den]]></category>

		<category><![CDATA[Fındık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[<p>Eylül 2008&#8242;de bahsi geçmiş bir olay&#8230; Tarım sektöründe bir açlık grevi&#8230; Kahramanımız Ordu Fındık Üreticileri Derneği Başkanı Zekeriya Kara&#8230; Konu ise hepimizin bildiği gibi FINDIK&#8230;</p>
<p>Dünya fındık ihracatında % 70 gibi bir rakamla zirvedeki yerini koruyan bir ülkenin fındık üreticileri derneği başkanının açlık grevi yapması ne kadar ironik değil mi? Ne kadar ironikse aslında bir o kadar da tepkisel dürtü, yani içten gelen samimi bir yaklaşım&#8230; Araştırmalarım sonucunda kendi vicdanımdan öte sizleri rahatlatacak o bilgi ne fındık üreticileri başkanına bir şey olduğu, ne de fındık üreticilerinin sıkıntılarının giderildiği.. Varolan her şey yerinde saymakta, çözüm önerileri bile getirilememekte&#8230;</p>
<p>Ortalama bir bilgiye ulaşma süresi&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eylül 2008&#8242;de bahsi geçmiş bir olay&#8230; Tarım sektöründe bir açlık grevi&#8230; Kahramanımız Ordu Fındık Üreticileri Derneği Başkanı Zekeriya Kara&#8230; Konu ise hepimizin bildiği gibi FINDIK&#8230;</p>
<p>Dünya fındık ihracatında % 70 gibi bir rakamla zirvedeki yerini koruyan bir ülkenin fındık üreticileri derneği başkanının açlık grevi yapması ne kadar ironik değil mi? Ne kadar ironikse aslında bir o kadar da tepkisel dürtü, yani içten gelen samimi bir yaklaşım&#8230; Araştırmalarım sonucunda kendi vicdanımdan öte sizleri rahatlatacak o bilgi ne fındık üreticileri başkanına bir şey olduğu, ne de fındık üreticilerinin sıkıntılarının giderildiği.. Varolan her şey yerinde saymakta, çözüm önerileri bile getirilememekte&#8230;</p>
<p>Ortalama bir bilgiye ulaşma süresi kadar zaman harcayarak istenilen ülkenin ihracat bilgileri, ihracatı yapılacak ürünün özelliklerini ve hatta ürünün nerelerde kullanıldığı bulunabiliyor. Fındık, yoğun olarak Karadeniz Bölgesinde yetiştiriliyormuş, gerçi bunu ilköğretimdeki coğrafya derslerinden hatırlıyoruz, fakat 33 şehirde üretildiği ve 400bin ailenin ekmeğini kazandırdığı istenilen bilginin tarim.gov.tr&#8217;den çıktısı&#8230;</p>
<p>Merak ediyorum ve tarim.gov.tr&#8217;den biraz daha fındık çıktısı almak istiyorum ve şöyle bilgilerle karşılaşıyorum..</p>
<p>Mesela bahsi geçen 400bin ailenin 2milyon kişi olduğunu hesap etmişler, yani 2milyon farklı insanın ekmeği aslında fındıktan. Kabuğunun yakacak maddesi, bilhassa kontralit, sunta, yer muşambaları, plastik, boya, parlatma yağı v.s. v.b. gibi ürünlerin yapılmasında hammadde olarak kullanılması dikkatimi çeken en önemli ayrıntılardan. Aslında dikkatimi çeken en önemli ayrıntı şuydu, anlaşılır olsun diye alt alta vereceğim&#8230;</p>
<p>&#8220;Yıllardan beri ülkemizin geleneksel ihraç ürünlerinden olan fındıkta, </p>
<p>1995 yılında 185 bin ton iç fındık ihraç edilerek 590 milyon dolar,<br />
1996 yılında 143 bin ton iç fındık ihraç edilerek 443 milyon dolar,<br />
1997 yılında 138 bin ton, iç fındık ihraç edilerek 621 milyon dolar,<br />
1998 yılında 137 bin ton iç fındık ihraç edilerek 579 milyon dolar,<br />
1999 yılında 121 ton iç fındık ihraç edilerek 443 milyon dolar,<br />
2000 yılında 112 bin ton iç fındık ihraç edilerek  367 milyon dolar,<br />
2001 yılında ise 174 bin ton iç fındık ihraç edilerek 485 milyon dolar döviz girdisi sağlanmıştır.<br />
(2001&#8242;den sonraki bilgiler yaklaşık olarak farklı olmayan rakamlar)&#8221;</p>
<p>Konu başlığının ana fikrine biraz yaklaşır gibi oluyorum tarım bakanlığının resmi internet sitesindeki şu ifadelerle;</p>
<p>&#8220;Dünya fındık üretiminde ilk sırada yer alan ülkemiz dünya üretiminin yaklaşık % 70&#8242;ni oluşturmaktadır. Ülkemizdeki dikim alanlarındaki artışa paralel olarak üretimde meydana gelen artış ve özellikle İtalya ve İspanya’ nın üretimi artırması  Dünya fındık üretimini artırır iken tüketimde çok fazla artış olmaması (Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı negatif olmaktadır) bazı yıllar ülkemizde büyük miktarda fındık stoklarının oluşmasına neden olmakta ve ülke ekonomisi bu durumdan olumsuz etkilenmektedir.&#8221;</p>
<p>Dışarıya milyon dolarlar ile ifade edilen rakamlarla gönderilen, dışarıda bu kadar tüketilebilen, daha doğrusu hammade olarak kullanılan bir ürünün dünyada söz sahibi konumundaki ülkenin insanları fındık tüketmiyor. Dünyanın en iyi fındığını ürettiğimiz halde stok fazlası oluşuyor ve fındık üreticinin elinde kalıyor. Hadi tüketmeyi geçtim doğru düzgün hammadde olarak bile kullanamıyoruz. Belirlenen fındık fiyatı geyiğine de hiç değinmeyeceğim.</p>
<p>***</p>
<p>Tarih Şubat 2009, aradan tam 5 ay geçmiş, Ordu Fındık Üreticileri Derneği Başkanı Zekeriya Kara, fındık fiyatının yeniden gözden geçirilmesi, pazarlama imkanların artırılması gibi yıllardır hayata geçirilmeyen uygulamaların yapılması ve üreticinin içine çekildiği tefecilik sisteminin devlet eli ile ortadan kaldırılmasına dikkat çekmek için halen açlık grevinde&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de fındık üreticileri için kurulan ilk sivil toplum kuruluşu olan ve Türkiye&#8217;de fındık üreticileri ile ilgili ilk sivil toplum kuruluşunu kuran Ordu Fındık Üreticileri Derneği Başkanı Zekeriya Kara&#8217;nın amacı fındık fiyatının yeniden gözden geçirilmesi, pazarlama imkânların artırılması gibi yıllardır hayata geçirilmeyen uygulamaların yapılması ve üreticinin Avrupa&#8217;dan başlayarak içine çekildiği tefecilik sisteminin devlet eli ile ortadan kaldırılmasını sağlamak olduğunu söylemiş.</p>
<p>Yani günümüz hükümetinden bir beklenti var fakat çaresizce&#8230;</p>
<p>Ve yine günümüz hükümetine bir mesajı da var;</p>
<p>&#8220;Sadece düşüncelerimi ifade ediyorum. Ben fındık üreticisi vursun yıksın demiyorum, buna karşıyım. Bunu da yapacak güçteyiz ama Karadeniz insanı terbiye görmüş insanlardır. Karadeniz insanı devletine karşı terbiyelidir. İstesek bunu da yaparız bunu yapacak gücümüz var. İstesek üreticiyi sömüren sömürgecilerin Ordu&#8217;daki uzantılarını bir gecede keseriz. Bunu yaparız ama biz Karadeniz insanı terbiye görmüş insanlarız. Ama bizi bu durumlara düşürenler terbiyesiz asıl. İstesek biz bunu yaparız ama yapmayacağız. Karadeniz insanı kimseye zarar vermez kendini ancak ilhak eder. Bunun için açlık grevine gideceğiz.&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>Ordu&#8217;daki 100 bin üreticiden 10 bin kadarının borcunu ödeyemez durumda olduğunu belirten Kara, &#8220;Yarın intiharlar artarsa şaşırmamak lazım, bu gayet doğal. Karadeniz insanı gururludur, biri bizden borcunu istediğinde başımızı önümüze eğer uyku uyuyamayız. Bunun için haklarımızı, geleceğimizi düşünerek açlık grevine gitme kararı aldım. Ölünceye kadar da bundan vazgeçmeyeceğim. Ölünceye kadar ya da devletin kurumları tarafından gerçekten ikna edilene kadar. İnanıyorum ki açlık grevi yaptığım yerde yalnız olmayacağım, diğer üreticiler de bana katılacak. İyi düşünsünler ve bu verilen fındık fiyatını geri alsınlar.&#8221; gibi beyanatlara da sahip&#8230;</p>
<p>Ayrıca fındıkta geçen seneki fiyatın da kalmadığını dile getiren Kara, &#8220;Türkiye&#8217;de hangi fiyat geri geldi ki fındığın fiyatı geri geliyor? Benim gübrem mi ucuzladı, işçim mi ucuzladı, hangisi oldu? Fındık çok oldu diye ölelim mi? Ne yapalım bu şartlarda gidip devletin kurumlarına mı saldıralım? O da bize yakışmıyor, yazık değil mi? O zaman açlık grevine gideceğiz. Belki bu sayede Türkiye&#8217;de tarımın makus talihini değiştirebiliriz. Başlarını önlerine eğsin düşünsünler, yarın çok kötü bir durumla karşılaşabiliriz. Bizim bu feryatlarımızı çok iyi değerlendirsinler. Bakın yarın çok kötü bir durum ile karşılaşabiliriz, insanları kontrol edemeyecek bir durumla karşılaşabiliriz. Bu kötü sonu engellesinler. Düşünsünler, kimseyi tehdit değil ama uyarıyorum, bu kararı geri alsınlar.&#8221; şeklinde aslında tehdit olmayan uyarılara da sahip.</p>
<p>Bizler tarımgazetesi.org ekibi olarak Ordu Fındık Üreticileri Derneği Başkanı Zekeriya Kara&#8217;nın sonuna kadar yanında ve destekçisiyiz. 2009 da bu tür sıkıntıların yaşanmaması ve üreticiye hakettiğinin verilmesi dileklerimizle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=716</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Tarımda N-P-K Değerlerini Anlamak</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=636</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=636#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2009 10:33:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MaviDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>

		<category><![CDATA[N-P-K]]></category>

		<category><![CDATA[Organik Gübre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[<p>Organik tarımda gübreleme, yetiştirme sürecinde verimliliği en üst seviyede tutabilmek için en önemli işlemlerin başında gelir. Konvansiyonel tarımda kullanılan kimyasal zenginleştiricileri kullanmak verimi artırmakla birlikte, toprağın yapısına, yeni bitki hastalıkları ve kısır türlerin türemesine sebebiyet verecek şekilde zarar verir. Organik uygulamalarda öncelikli amaç toprağın genetik geleceğine zarar verebilecek uygulamalardan kaçınmak olduğu kadar organik katkı maddeleriyle toprağı zenginleştirip verim elde etmektir. Bu vesileyle hangi bitkinin yetiştiriciliğine soyunursanız soyunun, farklı toprak ve iklim koşullarında verim elde etmenizi sağlayacak formüllere sahip bir çok gübre çeşidi bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Gübre Seçimini Nasıl Yapmalıyız ?</strong></p>
<p>Bahçe ve tarım techizatları pazarlayan toptancılarda, üretim çiftliklerinde bir çok organik gübre çeşidi bulunmaktadır.&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik tarımda gübreleme, yetiştirme sürecinde verimliliği en üst seviyede tutabilmek için en önemli işlemlerin başında gelir. Konvansiyonel tarımda kullanılan kimyasal zenginleştiricileri kullanmak verimi artırmakla birlikte, toprağın yapısına, yeni bitki hastalıkları ve kısır türlerin türemesine sebebiyet verecek şekilde zarar verir. Organik uygulamalarda öncelikli amaç toprağın genetik geleceğine zarar verebilecek uygulamalardan kaçınmak olduğu kadar organik katkı maddeleriyle toprağı zenginleştirip verim elde etmektir. Bu vesileyle hangi bitkinin yetiştiriciliğine soyunursanız soyunun, farklı toprak ve iklim koşullarında verim elde etmenizi sağlayacak formüllere sahip bir çok gübre çeşidi bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Gübre Seçimini Nasıl Yapmalıyız ?</strong></p>
<p>Bahçe ve tarım techizatları pazarlayan toptancılarda, üretim çiftliklerinde bir çok organik gübre çeşidi bulunmaktadır. Bu gübre paketlerini daha önce bu toptancılardan birinde görmüşseniz, üzerinde 5-5-10, 10-10-10 şeklinde yazılı rakamları farketmişsinizdir. Bu rakamlardan ilki <strong>Nitrojen</strong>, ikinci rakam <strong>Fosfat</strong> ve üçüncü rakam da <strong>Potasyum</strong>&#8216;dur. Bunlar, bitkinin gelişimi için gereken üç temel besin kaynağıdır ve organik gübrelemeye bir standart getirebilmek adına her yerde N-P-K (Nitrojen-Fosfat-Potasyum) şeklinde yazılırlar. Tabii ki toprağın bir çok farklı makro ve mikrobesine (bor, kalsiyum, demir, bakır vs &#8230;) de ihtiyacı vardır. Genelde toprakta yeteri miktarlarda bulunan bu besinlerin durumu periyodik olarak gözlenmeli ve gerekli takviyeler yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Nitrojen (Azot) Yaprakları Besler</strong></p>
<p>Özellikle yapraklı bitkiler, çalı tipi fundalıklar ve ağaçlar için yaşamsal olmakla birlikte bütün bitkilerin nitrojene ihtiyacı vardır. Yaprakların gelişimini sağlar, güneş ışınlarını besine dönüştürmede metabolizmaya yardımcı olur. Toprağın nitrojen açısından fazla zengin olması, yeşil ve canlı yaprakları beraberinde getirirken, bitki gövdesi zayıf kalır, çiçeklenme azalır. Tersi durumda, yani topraktaki azot miktarı yetersiz miktarlarda ise bitkinin gelişim süreci, uzun yetişme süreleri, küçük ve solgun sarı renkte yapraklar, uzun zayıf bir gövde ve düşük verimlilik ile sonuçlanır. Bir çok çiftçi bol miktarlarda azot zenginleştirici kullanarak yapılan tarımı tercih eder. Azot açısından zengin bir toprakta yetiştiricilik yapacaksanız, ihtiyaç duyacağınız her şeyin yarısına ihtiyaç duyarsınız. Fakat unutmamalısınız ki çok yüksek miktarlarda azot zenginleştiriciler kullanmak, kökleri besleyen suda ve toprakta azot kirliliğine sebepiyet verecektir.</p>
<p>Organik azot kaynakları ; <strong>sıvı balık artığı</strong> (<em>Deniz ürünleri işleyen tesislerin atıklarının gübreye dönüştürülmesi, Karadeniz Bölgesi&#8217;nde bir girişimci için yeni bir iş kolu olabilir. Bu konuda ayrıntılı bilgi almak isterseniz, yazının sonundaki formu kullanarak bize ulaşabilirsiniz. Elimizdeki ingilizce dökümanları henüz Türkçe&#8217;ye çeviremedik. İlgilenen olursa çevirme işini biraz daha erkene alabiliriz.</em>), <strong>et tozu</strong>, yine <strong>toz haline getirilmiş pamuk tohumu</strong> ve <strong>hayvan gübresi</strong> dir.</p>
<p><strong>Fosfor Çiçekleri Besler</strong></p>
<p>Fosfor, bitkinin sağlam bir gövde yapısı geliştirmesini sağlar. Bu kuvvetli gövdeden güç alan bitki daha çabuk ve daha çok çiçek verir. Özellikle funda bitkileri, mevsimlik bitkiler, çiçekli sebzeler (salatalık, kabak gibi &#8230;) ve bir takım iç mekan bitkileri yüksek miktarlarda fosfor içeren gübreye ihtiyaç duyarlar. Fosfor, toprakta azottan daha uzun süre kalır ve bu sebeple uygulaması azota nadiren daha uzun aralıklarla yapılmalıdır. Aşırı miktarlarda fosfor kullanmak bitkinin diğer mikrobesinlere ulaşmasını engelleyecektir, fakat fosfor eksikliği bu açıdan bakıldığında çok daha tehlikelidir. Toprak analizlerinizin sonucuna göre, yetersiz fosfor bulunan topraklarda küçük takviyeler yapmak yeterli olacaktır.</p>
<p>Organik fosfor kaynakları ; <strong>kemik tozu</strong>, <strong>toz haline getirilmiş pamuk tohumu</strong>.</p>
<p><strong>Her yönüyle sağlıklı bitkiler için Potasyum</strong></p>
<p>Potasyum, köklü sebzeler ve mevsimlik bitkiler için özellikle tercih edilir. Bitki köklerinin daha sağlıklı olmasını sağlar, protein üretimini, fotosentezi ve meyve kalitesini geliştirir. Bitki hastalıklarına karşı direnci yükseltir. Potasyum, bitkinin hücrelerinde bulunan suyun miktarını düzenler. Bu sayede su kaybı engellenerek bitkinin iklim koşullarını uyum sağlamak yönünde tepki vermesi sağlanır. (Kısaca potasyum, hücrelerdeki su miktarının düzenlenmesine katkı sağlar. Bitki potasyum sayesinde kurak aylarda suyu hücrelerde tutma eğilimi gösterir.) Potasyum tüketimi, fosfor ve azotla karşılaştırıldığında daha yüksek miktarlarda olmasına rağmen, eğer toprağınız aşırı verimsiz değilse potasyum takviyesine daha az ihtiyaç duyarsınız. Toprakta aşırı miktarlarda potasyum bulunması, bitkinin diğer besinlere ulaşmasını engelleyeceği gibi, meyvelerde olgunlaşmayı yavaşlatabilir. Potasyum eksikliği ise bitkiyi zararlı ve hastalıklara karşı korunmasız bırakacak, bitkinin zayıf bir gövdeye, solgun, küçük yapraklara sahip olmasına sebebiyet verecektir.</p>
<p>Organik potasyum kaynakları ; <strong>koyun ve inek gübresi</strong>, <strong>herhangi bir tür suyosunu</strong>.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Organik gübre paketlerinin üzerinde yer alan N-P-K değerleri, farz-ı misal 5-10-10 olsun, bir poşet gübrede %5 Azot, %10 Fosfor (Fosfat) ve %10 Potasyum olduğu anlamına gelir. Yetiştirmek istediğiniz bitkinin ne gibi besinlere ihtiyacı olacağını yaptırdığınız toprak analizleri eşliğinde tetkit etmeli, ve toprağın ihtiyaç duyacağı besinlere uygun N-P-K değerlerine ulaşmalısınız. Anadolu&#8217;nun verimli toprak yapısı düşünüldüğünde, doğru yöntemler eşliğinde yapılacak küçük gübre takviyeleri ile daha sağlıklı bitkiler yetiştirilebilir. Kısaca formül N-P-K kadar basit ;</p>
<blockquote>
<li>Toprak Analizi -></li>
<li>N-P-K -></li>
<li>Gübreleme -></li>
<li>Sağlıklı Bitki -></li>
<li>Sağlıklı Toprak -></li>
<li>Yüksek Verim -></li>
<li>Karlılık -></li>
<li>Kırsal Kalkınma -></li>
<li><strong>Sağlıklı Gelecek</strong></li>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=636</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Pepino Yetiştiriciliği</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=196</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=196#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 13:10:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MaviDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>

		<category><![CDATA[Editör'den]]></category>

		<category><![CDATA[Pepino Yetiştiriciliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://deepbluecamel:8080/tarim/?p=196</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Pepino (kısaca) Nedir ?</strong></p>
<p>Güney Amerika ülkelerinden Peru&#8217;ya özgü (Herhangi bir doğa bilimcisi tarafından gözlemlenip kayda alınmamış bu gizemli bitkinin anavatanı yahut kökeni ne yazık ki bilinmemektedir. Peru, Kolombiya ve Şili başta olmak üzere Güney Amerika ülkeleri tarafından sahiplenilen pepino, bu bölgenin sıcak iklimine uyum sağlamış tropik bir bitkidir. (Bu noktada &#8220;tropik&#8221; kelimesi kafanızı karıştırmasın, pepino, Türkiye&#8217;nin bir çok yöresinde yetişebilecek bir bitki türüdür. Pepino yetiştirmeyi planladığınız bölgede iklim koşullarının pepino yetiştiriciliğine müsait olup olmadığını aşağıdaki haritadan öğrenebilirsiniz.) </p>
<p>Besleyici özelliklere sahip, yüksek miktarlarda A, B ve C vitaminleri ve özellikle potasyum içeren bir meyve olan pepino, 100 gramında 25,1 mg C&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pepino (kısaca) Nedir ?</strong></p>
<p>Güney Amerika ülkelerinden Peru&#8217;ya özgü (Herhangi bir doğa bilimcisi tarafından gözlemlenip kayda alınmamış bu gizemli bitkinin anavatanı yahut kökeni ne yazık ki bilinmemektedir. Peru, Kolombiya ve Şili başta olmak üzere Güney Amerika ülkeleri tarafından sahiplenilen pepino, bu bölgenin sıcak iklimine uyum sağlamış tropik bir bitkidir. (Bu noktada &#8220;tropik&#8221; kelimesi kafanızı karıştırmasın, pepino, Türkiye&#8217;nin bir çok yöresinde yetişebilecek bir bitki türüdür. Pepino yetiştirmeyi planladığınız bölgede iklim koşullarının pepino yetiştiriciliğine müsait olup olmadığını aşağıdaki haritadan öğrenebilirsiniz.) </p>
<p>Besleyici özelliklere sahip, yüksek miktarlarda A, B ve C vitaminleri ve özellikle potasyum içeren bir meyve olan pepino, 100 gramında 25,1 mg C vitamini, 26,6 mg Betakaroten (Metabolizmanın kansere karşı dayanıklılığını artırıcı Betakaroten - Pro Vitamin A) içerir.  Bütün bu niteliklerinin yanı sıra oldukça lezzetli bir meyve olması, pepinoyu küresel organik tarım piyasalarında <strong>karlı bir yatırım</strong> haline getirmiştir.</p>
<div class="centerimage"><a href="#nogo"><img src="./wp-tg/images/organik/thumbnails/pepino_map_t.jpg" alt="" /></a><br /><a class="lightview" title="Tarim Gazetesi 2009::Pepino Haritası" href="./wp-tg/images/organik/pepino_map.jpg">Büyüt [+]</a></div>
<p><strong>Pepino - Adaptasyon Süreci</strong></p>
<p>Oldukça <strong>dayanıklı</strong> bir bitki olan pepino, deniz yüksekliğinden 3,000 metreye kadar açık arazide yetişebilmektedir. Fakat en yüksek verimi, dona maruz kalmayan ılıman-sıcak iklimlerde vermektedir. Uzun süreli olmadığı takdirde -2, -3 dereceye kadar soğuklara dayanabilen pepino, don zamanlarında yapraklarının bir bölümünü kaybedecek fakat yaşamayı sürdürecektir. Karadeniz Bölgesi&#8217;nin büyük bölümünde, Güneyde ve Ege&#8217;de bir çok şehirde yüksek verimlilik oranlarıyla yetiştirilen Pepino, bahsi geçen yörelerde kırsal kalkınma sürecine katkılar sağlayacak stratejik bir bitkidir. </p>
<p><strong>Pepino Yetiştiriciliğine Elverişli İller</strong></p>
<blockquote>
<div class="content_menu">
Antakya, Adana, Antalya, İçel, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Muğla, Aydın, Denizli, İzmir, Bursa, Kastamonu, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt, Erzincan, Gümüşhane ve Sivas
</div>
</blockquote>
<p><strong>Pepino - Islah ve Yetiştiricilik</strong></p>
<blockquote>
<div class="content_menu">
<strong>a. Coğrafi İhtiyaçlar : </strong>Sera koşullarında ve açık arazide yetiştirilebilir. Güneşli ya da havanın uzun süreler kapalı olmadığı ılıman iklimleri sever. Kuvvetli rüzgarlardan ve ani ısı değişikliklerinden korunmalıdır.</p>
<p><strong>b. Toprak : </strong>Mineral açısından zengin, 6.5-7.5 Ph değerlerini sağlayan topraklarda verimlilik en üst seviyededir. Sera koşullarında ve açık arazide domatesin ihtiyaç duyduğu ılıman iklim koşullarına sahip her toprakta yetiştirilebilir, fakat tuzluluk oranı konusunda domates kadar toleransı yoktur. Ekim öncesi fide çukurlarını saman ve kuru otlarla desteklemek bitki köklerini ani ısı değişikliklerinden korur ve yüksek tuz oranlarının kökleri güçsüzleştirmesini engeller.</p>
<p><strong>c. Sulama : </strong>Pepinonun kökleri yüzeye yakın ve sık bir biçimde yayıldığından yüksek nem değerlerine karşı hassastır. Sulama tekniğiniz, döllenme, meyvenin oluşumu ve son ürünün kalitesini doğrudan etkiler. Pepino üretiminde, gerek döllenme sürelerini azaltması, gerekse damlama sulama ile karşılaştırıldığında sağladığı yüksek nem oranları sebebiyle atomize sulama yöntemleri tercih edilir. (<em>Atomize sulama sistemleri hakkında kafanıza takılan sorular için sayfanın sonunda yer alan yorum bölümüne sorunuzu ve iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz.</em>)</p>
<p><strong>d. Gübreleme : </strong> Ekimden 1-2 hafta, hatta elverişli imkanlar dahilinde 3-4 hafta önce çürütülmüş gübre ile gübreleme işlemi başlamalıdır. Toprağın ihtiyaçlarını periyodik aralıklarla gözlemleyerek 5-10-10 NPK değerlerine sahip organik gübrelerle toprak ihtiyaç duydukça güçlendirilmelidir. Toprak bu mineral ve bileşenler açısından çok zengin ise, fazlasıyla gelişen pepino meyvelerinde kalite düşecek, tarım zararlıları (böcek) problemi artış gösterecektir. (<em>N-P-K değerleri tarımda gübrelemenin yapıtaşıdır. Toprağın ve dolayısı ile insanoğlunun genetik geleceği, türkiye ve dünya çiftçisinin toprağa bakma biçimine bağlıdır. Kısaca ; bitkinin gelişimine etkide bulunacak katkı maddelerini seçerken; organik, doğaya zarar vermeyecek hatta zenginleştirecek katkı maddeleri kullanmak bir tercih meselesi değil, türkiye çiftçisinin en öncelikli sorumluluğudur.)</em></p>
<p><a href="http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=636"><strong>Organik gübreleme&#8217;de N-P-K değerleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayın.</strong></a></p>
<p><strong>e. Budama : </strong> Pepino fidesini bir çıtaya asmak suretiyle ekim yapmadığınız sürece budama gereksinimi olmayacaktır. Böyle durumlarda pepinoyu tıpkı domates sırıklarına davranıldığı gibi budayın. Bu şekilde budama yaparak meyvelerin her birinin yeteri miktarlarda güneş almasını sağlamak, pepinonun gövdesindeki morluğu belirginleştirip, genel görünümünü iyileştirecektir. (<em>Budama bitkinin sağlığıyla alakalı olduğu kadar dış görünümüyle de yakından ilgilidir. Diri gözüken canlı renklere sahip birinci kalite ürünlerin satışı kabul edersiniz ki daha kolay olacaktır.</em>)</p>
<p><strong>f. Dondan Koruma : </strong> Hobi amaçlı ekim yapıyorsanız, yüksek bir duvara yada yapıya yakın bir yere ekim yapabilirsiniz. Evinizin bahçesi ya da hobi bahçelerinde fideleri böyle bir yüksekliğin yanına ekmek dondan korumak için yeterli olacaktır. Açık arazilerde daha büyük alanlara ekim yapıyorsanız dondan yeterli korumayı sağlayabilmek için plastik paneller kullanılabilir. Don durumlarında, toprak kaplarındaki fideleriniz açık arazide ise, bunları en kısa sürede ideal ısı değerlerini sağlayan bir yere alın.</p>
<p><strong>g. Üretme / Üretim : </strong> Pepino meyvesi tohumdan yetiştirilebilir, fakat genelde dikimi fide olarak yapılır. 8-12 cm. boylarına ulaşmış saplar, gövdenin en üstünde 4-5 yaprak bırakacak şekilde alınır. Bu aşamada köklendirici hormonlar yardımıyla fidenin kolayca köklenmesi, daha kuvvetli köklere sahip olması sağlanabilir. Köklendirici hormonlarla güçlendirilen sap (artık fide diyebiliriz.), nemi köklere hızla geçirebilen ve uzun süreler tutabilen çeşit bir toprakla birlikte fide torbaları içine ekilir. Fidenin bulunduğu ortam uzun süreli su kayıplarını süspanse edebilecek kadar nemli olmalıdır. Bu koşullar karşılandığında fide çok kısa sürede köklenecek ve ayrı bölmeler içinde ekime hazır hale gelecektir. Ekim yapmayı planladığınız bölgede don tehdidi sona erdikten sonra (Türkiye&#8217;nin pepino ekimine elverişli bir çok yerinde bu tarih şubat sonu ile nisan ortalarıdır.) hazır köklenmiş fidelerinizi, destekler arasında 60-90 cm. boşluk bırakacak şekilde ekebilirsiniz. Bu sayede bahar güneşiyle gelişmeye başlayan fidelerin, yaz boyunca güneşlenip olgunlaşmak için bolca vakitleri olacaktır.</p>
<p><strong>h. Toplanması / Depolanması : </strong> Meyveler en yüksek lezzet ve tat (şeker) oranlarına ulaşmadan önce toplanmamalıdır. Olgun bir bitkinin rengi sarı ile açık turuncu arasındadır. Olgunlaşmış meyve kolayca ezilebileceğinden, toplama esnasında hassas davranılması gerekir. Böyle olgun bir meyve ortamda yüksek miktarda nem sağlandığı takdirde 2-4 derece sıcaklıklarda 3-4 haftaya kadar saklanabilir. Eğer ürünlerinizi uzak pazarlara ihraç etmek gibi bir niyetiniz varsa, meyveleri tam olgunluğa erişmeden toplamalısınız. Pepino kültürü üzerine yapılan araştırmalar, soğuk hava depolarında en yüksek verimin, tam olgunluğa erişmeden toplanan meyvelerden alındığını göstermiştir, lakin yeterince olgunlaşmamış olarak toplanan pepino meyveleri ise lezzetsiz ve sert olacaktır. Kısaca meyveleri toplayacağınız zamana, ürünün depolanacağı süreyi ve ürünün satılacağı yerin tarlanıza olan uzaklığını dikkate alarak karar vermelisiniz.</p>
<p><strong>i. Ticari Potansiyeli :</strong> Pepino ; Yeni Zelanda, Şili, Peru ve İspanya gibi dünyanın çok farklı yerlerinden, çok farklı iklim yapılarına sahip bir çok ülkede ticari potansiyeli sebebiyle yoğun bir şekilde yetiştirilmektedir. Ülkemizde şu Tüketici için oldukça ilgi çekici tropik bir meyve olan pepino, raf ömrünün oldukça uzun olması ve tazeliğini kaybetmeden depolanabilmesi sebebiyle üretici için bir çok alternatif tarımsal üründen daha fazla pazarlama esnekliği sağlar.
</div>
</blockquote>
<p><strong>Pepino Türleri / Çeşitlilik</strong></p>
<blockquote>
<div class="content_menu">
<strong>Başlıca Türleri</strong><br />
a. Colossal<br />
b. Ecuadorian Gold<br />
c. El Camino<br />
d. Miski Prolific<br />
e. New Yorker<br />
f. Rio Bamba<br />
g. Temptation<br />
h. Toma<br />
i. Vista
</div>
</blockquote>
<p><strong>Mevcut Durum &#038; Destek</strong></p>
<p>Pepino yetiştiriciliğini teşvik için hazırlanmış özel bir yasa tasarısı, fide bağışı, ya da bir hibe çalışması yoktur. Yaklaşık bir dönüm için 1,250 TL (YTL) gibi bir fide maliyeti ile ekime başlanabilir ve fidelerin verimine göre alınacak yeni köklerle bu alan 1,5 - 2 katına kadar genişletilebilir. İdeal koşullarda bir dönümden 7,5 - 9 ton verim alınabileceği düşünüldüğünde, ne zaman çıkacağından ziyade, çıkıp çıkmayacağı bile belli olmayan yasa tasarılarını ve teşvikleri beklemektense imkanlarınız ölçüsünde pepino yetiştirmek çiftçi için mantıklı bir alternatif olarak düşünülebilir. Eğer elverişli iklim koşullarına sahip bir bölgede çiftçi ya da bir yatırımcı adayı iseniz, diğer mahsullerinizin yanına 1-2 dönüm kadar pepino fidesi dikmek, bütün bir arazide yapılacak plantasyondan da az riskli olacaktır. </p>
<p>Bitkilerin basit yöntemlerle izlenebilir iklimsel koşullar dışında toprak analizi gerektiren mikro ölçekli ihtiyaçları vardır. Bu sebeple ilk yetiştiricilik deneyiminizi olabildiğince küçük bir plantasyonla gerçekleştirmek, büyük bir yatırımın beklenmeyen bir sonuçla bitmesini en başından engelleyecektir. (Ör. Domatesin yetiştiği her yerde pepinonun yetişeceğine dair söylentileri, tarımla ilgili enformasyon sağlayan bir çok kaynaktan defalarca duymuşsunuzdur. Fakat aslen pepino topraktaki tuz oranına karşı domatesten 4 kat daha hassastır. Pepino yetiştiriciliği yaygınlaştıkça ve bitkinin gelişimi üzerine yapılan bilimsel çalışmalar dilimize çevrildikçe (artık bilimsel çalışmalar yapıldıkça demiyoruz&#8230;) büyük plantasyonlar için yeterli bilgiye sahip olacağız. Bu aşamaya gelene, yani ülkemiz çiftçisi ve toprağı için yabancı bu meyve hakkında yeteri kadar tecrübe ve bilgiye sahip olana kadar büyük ölçekli plantasyonlardan kaçınılmalıdır.)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Eğer bütün bu veriler ışığında pepino yetiştiriciliğinin verimli bir yatırım olduğunu düşünüyorsanız ; Pepino yetiştiriciliğine başlamadan önce aklınıza takılan soruları bize ulaştırabilirsiniz. Aklınıza takılan bu küçük soruların cevaplanması, yatırımınızın geleceği için küçük de olsa katkılar sağlayacak, bu sayede mevcut verilerin gelişmesi, bir çok çiftçi ve yatırımcının da aynı soru ve sorunlara karşı hazırlıklı olmasını sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=196</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TRT Tarım TV Kanalı</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=707</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=707#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 00:20:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AcemiDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım Politikaları]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım Bakanlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım TV]]></category>

		<category><![CDATA[TRT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=707</guid>
		<description><![CDATA[<p>Tarım Bakanlığı&#8217;nın yeni projesi ile artık televizyon çiftçi eğitiminde daha etkin kullanılacak.</p>
<p>2009 yılında tarımsal kuraklığa karşı bir test merkezinin faaliyete geçeceğini bildiren Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ayrıca basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılacağını, TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesinde 500 bin dekar alanın sulamaya açılacağını belirtti.</p>
<p>Eker, bakanlığının 2008 yılı çalışmaları ve 2009 yılı programı hakkında bilgi vermek üzere düzenlediği basın toplantısında sertifikalı tarım danışmanlığı desteği başlatılacağını da ifade etti. </p>
<p>Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi açılacağını, TRT ile yapılan protokol çerçevesinde bir tarım kanalı kurulacağını anlattı. Yeni teknolojileri çiftçilere ulaştırmak için bilgi teknolojilerinin daha iyi kullanılacağı bir proje hazırladıklarını bildiren Eker, örneğin&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım Bakanlığı&#8217;nın yeni projesi ile artık televizyon çiftçi eğitiminde daha etkin kullanılacak.</p>
<p>2009 yılında tarımsal kuraklığa karşı bir test merkezinin faaliyete geçeceğini bildiren Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ayrıca basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılacağını, TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesinde 500 bin dekar alanın sulamaya açılacağını belirtti.</p>
<p>Eker, bakanlığının 2008 yılı çalışmaları ve 2009 yılı programı hakkında bilgi vermek üzere düzenlediği basın toplantısında sertifikalı tarım danışmanlığı desteği başlatılacağını da ifade etti. </p>
<p>Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi açılacağını, TRT ile yapılan protokol çerçevesinde bir tarım kanalı kurulacağını anlattı. Yeni teknolojileri çiftçilere ulaştırmak için bilgi teknolojilerinin daha iyi kullanılacağı bir proje hazırladıklarını bildiren Eker, örneğin kendilerinde kaydı olan 3 milyon çiftçinin cep telefonlarına mesajla bilgi gönderileceğini söyledi. Güvenli gıdanın önemine işaret eden Eker, bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak için bir kampanya başlatacaklarını, 14 Şubat 2009`da törenle `Alo Gıda Hattı`nın kurulacağını bildirdi. Eker, 7 gün 24 saat hizmet verilecek bu hatta, vatandaşların gıda konusunda şikayetlerinin alınarak sonuçlandırılacağını, vatandaşlara bilgi verileceğini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=707</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Üretimde Hastalık Ve Zararlılarla Mücadele</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=705</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=705#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 00:19:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AcemiDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım Zararlıları]]></category>

		<category><![CDATA[Yabancı Otlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=705</guid>
		<description><![CDATA[<p>Tarımda hastalık, zararlı ve yabancı otların, neden olduğu  kayıpların önlenmesi için kültürel önlemler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele ve kimyasal savaş yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak, bu yöntemler içerisinde kimyasal savaş, uygulama kolaylığı ve etkinliğinin üretici tarafından kolaylıkla görülebilmesi gibi bazı nedenlerle en fazla kullanılan yöntemdir. Ekolojik üretim sisteminde zararlılarla savaşmaya bir çok alternatif uygulama bulunmasına karşın ana faktörler kültürel önlemler ve biyolojik mücadele uygulamaları olarak kabul edilmektedir. Organik ürün üreticileri zararlı problemlerinin etkili bir şekilde çözümü için, üretim yapılan yerlerdeki bölgesel şartları çok iyi bilmesi ve önemli ürün kayıplarına neden olan zararlı problemlerinden sakınılması için hangi ürün veya ürünlerin yada hangi ürünün&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarımda hastalık, zararlı ve yabancı otların, neden olduğu  kayıpların önlenmesi için kültürel önlemler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele ve kimyasal savaş yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak, bu yöntemler içerisinde kimyasal savaş, uygulama kolaylığı ve etkinliğinin üretici tarafından kolaylıkla görülebilmesi gibi bazı nedenlerle en fazla kullanılan yöntemdir. Ekolojik üretim sisteminde zararlılarla savaşmaya bir çok alternatif uygulama bulunmasına karşın ana faktörler kültürel önlemler ve biyolojik mücadele uygulamaları olarak kabul edilmektedir. Organik ürün üreticileri zararlı problemlerinin etkili bir şekilde çözümü için, üretim yapılan yerlerdeki bölgesel şartları çok iyi bilmesi ve önemli ürün kayıplarına neden olan zararlı problemlerinden sakınılması için hangi ürün veya ürünlerin yada hangi ürünün hangi çeşitlerin yetiştirileceğinin çok iyi bilmesi etkili birer kültürel önlemdir. Ayrıca zararlı problemleri hakkında tutulacak iyi kayıtlar, bir sonraki yılda daha etkili zararlı mücadele stratejilerinin oluşturulmasında önemli bir uygulama olacağı da unutulmamalıdır. </p>
<p>Üründe bulunan zararlıların ve bu zararlıları baskı altına alan faydalı türlerin doğru olarak teşhis edilmesi, ürün kayıpların önlenmesi için son derece önemlidir. Zararlı ve faydalı türlerin sadece ergin dönemleri değil, yumurta, larva ve pupa gibi ergin öncesi dönemlerinin de doğru teşhisi, üründeki ekonomik zararın önlemesinde üreticilere önemli ölçüde katkıda bulunacaktır. Mücadeleye karar verebilmek için zararlının ekonomik zarar eşiklerinin belirlenmesi ve uygun mücadele yöntemlerinin uygulanması önemlidir. Tuzaklar, zararlı böceklerin ergin çıkış zamanlarının belirlenmesinde, ekonomik zarar eşiğinin belirlenmesinde ve direkt olarak zararlılar için mücadele amaçlı kullanılabilmektedir. Biyolojik mücadele uygulamalarında zararlı türler ile faydalı türler arasındaki uyumun belirlenmesinde yine bu tuzaklardan yararlanılır. Organik tarımda ise zararlı yoğunluğu ekonomik zarar eşiğini aştığı durumda zararlı yönetimi çoğu kez zorlaşmakta ve önemli ürün kayıplarının önüne geçilememektedir. Bu nedenle organik tarımda üreticilere, etkili mücadele zamanlarının belirlenmesi için zararlıları izleme yöntemleri mutlaka öğretilmesi gerekir.</p>
<p>Basit olarak ekim ve dikim zamanlarının değiştirilmesiyle bazı potansiyel zararlıların zararları önlenebilir. Örneğin virüslere karşı dayanıklı bitki materyali mevcut değilse, ekim zamanının ayarlanmasıyla virüslerin yayılmasında etkili bir faktör olan yaprakbiti zararı ve dolayısıyla virüs zararı önlenebilir. Yine erken ekim yapılan yerlerde ekim zamanının geciktirilmesiyle bir çok hastalığın yayılması önlenebilmektedir. Yaprak pireleri ve bir çok kelebek, erken ekimi yapılan bitkilerde çok çabuk çoğalarak yoğun zararlara neden olurlar. Bu gibi zararlılar kontrol altına alınmadıkları takdirde bir sonraki ekimde daha fazla zarar yapma potansiyeli gösterirler.</p>
<p>Zararlıların özellikle biyoloji, fizyoloji ve davranışları üzerinde etkili olabilen maddeler ile yapılan mücadele biyoteknik yöntemleri oluşturmaktadır. Bu yöntemler içinde Kitlesel tuzaklama tekniği ve çiftleşmeyi engelleme veya şaşırtma tekniği organik tarımda başarıyla uygulanmaktadır. Ülkemizde bu yöntem Elma bahçelerinde Elma içkurdu ve Elma gövde kabukkurdu &#8216;na, Kiraz bahçelerinde Yaprak büken ve Kiraz sineği &#8216;ne, Zeytin bahçelerinde Zeytin güvesi ve Zeytin sineği &#8216;ne, Bağlarda Salkım güvesine , Örtüaltı, sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliğinde yaprak galeri sineklerine ve Beyaz sineklere karşı denenmiş ve etkili bulunmuştur. Örtüaltı, sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliğinde yaprak galeri sinekleri &#8216;ne ve beyaz sineklere , Kiraz bahçelerinde Kiraz sineği &#8216;ne karşı başarıyla kullanılan sarı yapışkan tuzakların yaygınlaştırılması öncelik taşımalıdır.</p>
<p>Çiftleşmeyi engelleme veya şaşırtma tekniği ülkemizde Elma içkurdu &#8216;na, Salkım güvesi &#8216;ya ve Pembe kurt &#8216;a karşı etkili bulunarak pratiğe verilmiştir. Organik bağ yetiştiriciliğinde Bacillus thuringiensis&#8217;li preparatların sık kullanım zorunluluğu, dayanıklılık riski dezavantajları nedeniyle ivedilikle alternatif getirebilmek için Salkım güvesi mücadelesinde bu tekniğe öncelik verilmeli, kullanımı yaygınlaştırılmalı ve desteklenmelidir. Elma içkurdu ve pembe kurda karşı da bu yöntemin kullanılmasının yaygınlaştırılması gereklidir.</p>
<p>Tarla sınırlarında yetiştirilen ürünlerdeki zararlılar ana ürünlerdeki zararlılardan farklılık gösterir. Bu tür uygulama, faydalı  eklem bacaklılara yaşam alanı sağlar ve zararlı türlerin tarlada yayılmasını yavaşlatır. Ayrıca tarla kenarlarındaki çiçekli bitkiler faydalı böceklere yaşam alanı ve besin kaynağı oluştururlar. Toprak işleme, bir çok yararının yanında önemli bir mücadele uygulaması olup, zararlı böcek populasyonlarını doğrudan azaltabilir yada dolaylı olarak topraktaki zararlıların açığa çıkartarak kuşlar ve diğer avcılar tarafından tüketilmesine neden olur. Yine toprak işleme böceklere ve bitki patojenlerine kaynak olan bitki kalıntılarının ayrışması hızlanmaktadır. Sonuç olarak toprak işleme ile organik maddenin dekompoze olması sağlanarak bir sonraki ekime hazırlık yapılırken, toprakta bulunan bir çok zararlı böceğin mücadelesi de yapılmaktadır. Toprak tipi ve topraktaki besin içeriği, zararlı problemleri ile yakın ilişkilidir. Yüksek organik madde içeriği, toprakta yaşayan bir çok zararlı türün sayısında artışa neden olabilir.</p>
<p>Çevrede mevcut ve etkili doğal etmenlerin insan faktörünün yardımı ile zararlılar üzerinde etkinliklerinin artırılması için yapılan her türlü girişimlere “Biyolojik Mücadele” adı verilir ve organik tarımda başarıyı büyük ölçüde etkileyen bir yöntemdir. Bilindiği gibi doğada mevcut biyotik etmenler, zararlıyı dengede tutmaktadır. Bu biyotik etmenler, doğal düşman böcekler (parazit ve predatörler), faydalı akarlar, protozoa’lar, bakteriler, virüsler, funguslar,nematodlar, kuşlar ve memelilerdir. Ülkemizde biyolojik mücadele konusunda en başarılı örnek, Turunçgil unlubiti mücadelesi için predatör böcek Cryptoleamus montrozieri ile parazitoit böcek Leptomastix dactylopii’nin her yıl insektaryumlarda üretilip salınmasıdır. Ülkemiz koşullarında kışı geçiremeyen bu faydalı böcekler ile turunçgil alanlarında etkili bir biyolojik mücadele uygulanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=705</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Tarımda Ekim Nöbeti</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=703</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=703#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 00:17:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AcemiDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>

		<category><![CDATA[Ekim Nöbeti]]></category>

		<category><![CDATA[Erozyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=703</guid>
		<description><![CDATA[<p>Organik tarım sisteminin önemli prensiplerinden biri ekim nöbetidir. Ekim nöbeti, belli bir bölgede iklim ve toprak özellikleri dikkate alınarak, en yüksek ve en kaliteli üretimi sağlamak amacıyla değişik kültür bitkilerinin birbirlerini karşılıklı olarak destekleyebilecek ve tamamlayabilecek şekilde ardı ardına yetiştirilmesine denir. Yüksek ürün alınması ise toprak verimliliğinin en üst düzeyde tutulmasıyla sağlanabilir. Tek bir ürün yetiştirilerek tarım yapılan bölgelerde toprak tek yönlü olarak devamlı sömürüldüğünden toprak verimliliği azalmakta, bu da birim alan verimini düşürmektedir. Ürünler uygun bir ekim nöbetine göre yetiştirildiklerinde verim %10 – 15 daha fazla olmaktadır. Organik tarım açısından uygun bir ekim nöbetinden beklenen yararlar şunlardır.</p>
<li><a href="#1">Toprak Verimliliğinin Korunması&#8230;</a></li>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik tarım sisteminin önemli prensiplerinden biri ekim nöbetidir. Ekim nöbeti, belli bir bölgede iklim ve toprak özellikleri dikkate alınarak, en yüksek ve en kaliteli üretimi sağlamak amacıyla değişik kültür bitkilerinin birbirlerini karşılıklı olarak destekleyebilecek ve tamamlayabilecek şekilde ardı ardına yetiştirilmesine denir. Yüksek ürün alınması ise toprak verimliliğinin en üst düzeyde tutulmasıyla sağlanabilir. Tek bir ürün yetiştirilerek tarım yapılan bölgelerde toprak tek yönlü olarak devamlı sömürüldüğünden toprak verimliliği azalmakta, bu da birim alan verimini düşürmektedir. Ürünler uygun bir ekim nöbetine göre yetiştirildiklerinde verim %10 – 15 daha fazla olmaktadır. Organik tarım açısından uygun bir ekim nöbetinden beklenen yararlar şunlardır.</p>
<li><a href="#1">Toprak Verimliliğinin Korunması ve Artırılması</a></li>
<li><a href="#2">Toprak Erozyonunun Azaltılması</a></li>
<li><a href="#3">Yabancı Ot Kontrolü</a></li>
<li><a href="#4">Hastalık Ve Zararlıların Kontrolü</a></li>
<li><a href="#5">İşgücünün değerlendirilmesi</a></li>
<li><a href="#6">Bitkisel üretimde ortaya çıkabilecek risklerin azaltılması</a></li>
<p><a name="1"></a><br />
<strong>Toprak Verimliliğinin Korunması ve Artırılması</strong></p>
<p>Ekim nöbeti uygulamalarında yeşil gübreleme ve hasattan sonra arazide kök ve hasat artıkları şeklinde kalan organik maddeler toprağın humus (toprak üzerindeki bitkilerin yok olarak toprak altına geçmesi ve uzun yıllar beklemesiyle oluşan madde) yönünden zenginleşmesini sağlamaktadır. Organik tarımda, organik maddelerin parçalanma ve humik bileşiklerin oluşumunu doğal yollardan hızlandırma özelliğine sahip ürünler kullanılmalıdır. Biyolojik yoldan açığa çıkan besin maddelerinin ekim nöbetinde yer alan bitkiler tarafından en iyi şekilde kullanılması da verim artışını sağlayacaktır. Ayrıca ekim nöbetiyle besin maddelerinin birikmesini sağlayan bitkiler ile çok besin maddesi tüketen bitkiler ardı ardına getirilerek toprağın sömürülmesi önlenmekte, topraktaki bitki besin maddelerinin daha etkili kullanılması sağlanmaktadır.</p>
<p><a name="2"></a><br />
<strong>Toprak Erozyonunun Azaltılması</strong></p>
<p>Tek bir bitki yetiştirilen alanlarda yağışların ve rüzgarın etkisi sonucu oluşan erozyon ile toprak kayıpları artmakta, toprağın su tutma kapasitesi azalmakta ve toprak yapısı bozulmaktadır. Ancak ekim nöbetiyle kök ve toprak üstü yapıları farklı olan bitkilerin aynı arazide yetiştirilmesi toprakta aşınımı düşürmektedir. Ayrıca ekim nöbeti suyun toprağa sızma derecesini artırır, yüzey akışından doğan erozyonu önler ve suyun toprakta depolanmasını sağlar.</p>
<p><a name="3"></a><br />
<strong>Yabancı Ot Kontrolü</strong></p>
<p>Ekim nöbeti uygulamasında dikkat edilmesi gereken değişik kültür bitkilerinin gelişim seyrine uyabilen yabancı otların belirlenmesidir. Kökle üreyebilen çok yıllık yabancı bitkilerin (köygöçüren ve devetabanı) bir tarlada oranı arttığında uygulanan ekim nöbeti planı değiştirilmeli, yabancı otları yok etmek için yeni uygulamalara gidilmelidir. Plan yapılırken kültür bitkisinin toprağı gölgelendirme gücü, bitkinin ekimden önce ve hasadından sonra toprağın işlenebilirliği göz önüne alınmalıdır.</p>
<p><a name="4"></a><br />
<strong>Hastalık Ve Zararlıların Kontrolü</strong></p>
<p>Aynı arazide üst üste yetiştirilen kültür bitkileri toprakta belirli hastalık ve zararlıların oranını artırarak verimsiz olmasına neden olur. Düzenli bir ekim nöbetiyle hastalık ve zararlılar kontrol edilebilir. Hastalık ve zararlılara dayanıklı ya da hastalıkların ve zararlıların çoğalmasına olanak vermeyecek bitkilerin ekim nöbetinde yer alması bitkiyi ve toprağı koruyarak verimi artıracaktır. ABD’nin San Joaquin Vadisi’nde her yıl aynı mevsimde organik fasulye üretimi yapılması durumunda zararlı bir böcek olan Lygus sp, organik üretiminde uygulanan tüm tekniklerin uygulanmasına karşın önemli ürün kayıplarına neden olmuş ve bu zararlı problemin çözümü için ürün rotasyonuna gidilmiştir. Sebze üretimi yapılan alanlarda hububat türlerinin rotasyonu genel olarak önerilmektedir. Çünkü hububatlar, sebzelerde problem olan hastalık ve zararlıların bir çoğuna karşı dayanıklılık eğilimindedir.</p>
<p><a name="5"></a><br />
<strong>İşgücünün değerlendirilmesi</strong></p>
<p>Ekim nöbetinde yer alan farklı bitkiler yetiştirme süresindeki işgücünün örnek bir biçimde dağılmasını sağlar. Yıl içinde düzenli bir çalışma sağlanırken değişik zamanlarda yapılan ekim, bakım, hasat, harman gibi işlemler verimli bir şekilde aksamadan yürütülebilir.</p>
<p><a name="6"></a><br />
<strong>Bitkisel üretimde ortaya çıkabilecek risklerin azaltılması</strong></p>
<p>Bitkisel üretim doğal çevre koşullarının etkisi altında olduğundan üretici, doğal koşulların el verdiği oranlarda işgücü ve sermayesini üretime dönüştürebilir. Doğal üretim ve pazar koşulları ne kadar uygun olursa elde edilen gelir o kadar yüksek olacaktır. Ekim nöbetinde aynı yıl yetiştirilen kültür bitkileri, beklenmeyen olumsuz çevre ve pazar koşullarından farklı düzeylerde etkileneceğinden, ortaya çıkacak zarar minimum düzeyde olacaktır. Yetiştirilen bir üründen kazanç sağlanmasına karşın olumsuz çevre ve pazar koşullarından etkilenen diğer üründen zarar edilebilir. Ekim nöbetinde yer alan ürünlerin çeşitli olmasının bir başka yararı da tutarsız pazar koşullarına karşı seçenek sunmasıdır. Üretilen ürün, yeterli fiyatla satılmazsa üretici için bir hedef olmaktan çıkacaktır. Ancak ekim nöbeti uygulamaları ile bitkisel üretimde ortaya çıkabilecek risklerin azaltılması mümkün olacaktır. İşletmede aynı yıl içinde çeşitli ürünlerin yetiştirilmesi, üreticiye güvence yaratacaktır.</p>
<p>Organik tarım ve ekim nöbeti uygulamaları; çevrenin korunması ve biyolojik dengenin sağlanması, toprak verimliliğinin artırılması ve toprağın verim gücünün korunması, sağlıklı, kaliteli ve yüksek ürünün alınması ve bu ürünlerin tüketiciler tarafından kullanımının özendirilmesi açısından önemlidir. Organik tarımda ekim nöbeti uygulamalarında dikkat edilecek bazı noktalar şunlardır azot tüketimi fazla olan kültür bitkileri (kolza, mısır, şekerpancarı, patates, pamuk) ile azot fikse etme özelliklerine sahip olan baklagiller (fasulye, nohut, mercimek, fiğ, burçak); Derin köklü kültür bitkileri (yonca, üçgül, kolza, şekerpancarı, pamuk vb.) ile yüzeysel köklü bitkiler (tahıllar); Su tüketimi fazla olan kültür bitkileri (çeltik, mısır, pamuk, şekerpancarı, yonca, yazlık sebzeler) su tüketimi daha az olan bitkilerle (arpa, buğday, baklagiller, patates); Yetiştirme döneminde yavaş gelişen kültür bitkileriyle hızlı gelişme özelliğinde olan bitkiler; Hasattan sonra bitki kalıntısı fazla olan bitkiler (baklagil yem bitkileri, tahıllar) ile kalıntısı az olan bitkiler (patates, şeker pancarı, soğan) ardı ardına yetiştirilmelidir. Hastalık ve zararlıların önlenmesinde konukçu olmayan bitkiler özellikle seçilmelidir. Hastalık ve zararlıların biyolojisi de dikkate alınarak ekim ve dikim zamanları erkene alınıp, bitkiler zarar periyodundan uzaklaştırılabilir. Bitkilerin çimlenme ve çıkışını hızlandırmak için ilk gelişme döneminde iyi bir bakım, düzenli sulama gibi kültürel işlemler yapılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=703</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Süt</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=696</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=696#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 14:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AcemiDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<category><![CDATA[Organik Süt]]></category>

		<category><![CDATA[Organik Süt Ürünleri]]></category>

		<category><![CDATA[Süt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[<p>Organik standartların amacı iyi tarım uygulaması ve sağlıklı bir diyetle hastalıkların meydana gelme riskini azaltmaktır. Dünyaynın birçok yerinde bugün tüketiciler endüstriyel çiftlik teknikleri ve yüksek kaliteli gıda taleplerinin ötesinde başka taraflara yönelmeye başlamıştır. Bu yönelme sentetik kimyasalların minimum kullanıldığı gıdalara olmaktadır. Organik gıdalara olan eğilim, artan bu talebe bağlı olarak gelişmektedir. Organik yaklaşım geleneksel çiftçilerinkine göre çok farklıdır. Hastalıklardan korunmak ve araştırma amacıyla optimum verimliliğe ulaşmak için kullanılan antibiyotikler gibi ilaçlar ve kimyasal pestisitlerin alışılmış kullanımının yerine, organik çiftçilik doğal tekniklerle hastalığa yeterince dirençli, sağlıklı ürünler ve hayvanlar yetiştirmeyi teşvik etmektedir. </p>
<p>Beslenme ve sağlık açısından çok önemli bir gıda olan&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik standartların amacı iyi tarım uygulaması ve sağlıklı bir diyetle hastalıkların meydana gelme riskini azaltmaktır. Dünyaynın birçok yerinde bugün tüketiciler endüstriyel çiftlik teknikleri ve yüksek kaliteli gıda taleplerinin ötesinde başka taraflara yönelmeye başlamıştır. Bu yönelme sentetik kimyasalların minimum kullanıldığı gıdalara olmaktadır. Organik gıdalara olan eğilim, artan bu talebe bağlı olarak gelişmektedir. Organik yaklaşım geleneksel çiftçilerinkine göre çok farklıdır. Hastalıklardan korunmak ve araştırma amacıyla optimum verimliliğe ulaşmak için kullanılan antibiyotikler gibi ilaçlar ve kimyasal pestisitlerin alışılmış kullanımının yerine, organik çiftçilik doğal tekniklerle hastalığa yeterince dirençli, sağlıklı ürünler ve hayvanlar yetiştirmeyi teşvik etmektedir. </p>
<p>Beslenme ve sağlık açısından çok önemli bir gıda olan süt, insanların 5000 yıldan beri temel ihtiyaçları arasında yer almıştır. Mide rahatsızlıklarını giderme, sindirim sistemini düzene sokma, ülseri önlemenin yanında kanserin önlenmesine de yardımcı olur. Sütün insanlara sağladığı yararlara bunlaradn başka çok daha fazla madde sıralayabiliriz. </p>
<p>Sütün mükemmel derecede yararlı olmasına rağmen, temiz ve hijyenik süt olmadığında bu sağlıklı ürün insan sağlığını olumsuz yönden etkileyecek durumlar ortaya çıkarabiliyor. Dünyada ve Türkiye’de geleneksel yollardan yapılan üretiminin sonucunda sütün içinde yer alan kalıntı maddeler sağlık açısından tehlikeli olmaktadır. Bu sebeplerden doğan sonuçlar nedeniyle son yıllarda organik süt üretimine olan talebi artırmıştır. </p>
<p>Organik sütler daha yüksek E vitamini, antioksidan ve omega 3 esansiyel yağ asitlerine sahiptir. Yonca otlatarak, taze ot ve yonca silajının yüksek seviyeleri yetirilerek organik olarak yetiştirilen ineklerin ürettiği sütler ortalama olarak organik olmayan sütten % 50 daha yüksek E vitamini (alfa-tokoferol), % 75 daha yüksek beta karotene (vucutumuzda A vitaminine dönüşür) ve 2-3 kat daha yüksek lutein ve zeaxanthine antioksidanlarına sahiptir. Yine, organik süt daha yüksek Omega 3 yağ asitleri içerir.</p>
<p>Günlük içilen 250 ml organik süt E vitamininin alınması gereken miktarının bayanlar için % 17.5’ini, baylar için % 14’ünü karşılar. Brüksel lahanası gibi bazı sebzelerin 1 porsiyonu kadar beta karoten sağlar. Beta karoten, lutein ve zeaxanthine için diyet referans değerleri olmamasına rağmen, bunlar sağlıklı bir diyetin önemli bir kısmı olarak düşünülmektedir. Özellikle katkı formunda bu antioksidanların tüketilmesi doğal gıdalardakinden daha az etki göstermiştir. Meyve sebzeler önemli diyet kaynaklarıdır. Fakat araştırmalar organik sütün faydalı ilave katkılar sağladığını göstermiştir. Organik sütlerin yüksek besleyicilik faydaları organik ineklerin daha doğal diyetlerinden dolayıdır. Bu diyetler yasal standartlarla kesin olarak belirlenmiştir. Bu yasal standartlar Avrupa birliği kanununda yer almaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=696</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AB, Tarım Politikasını Değiştiriyor</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=694</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=694#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 14:16:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AcemiDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım Politikaları]]></category>

		<category><![CDATA[AB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=694</guid>
		<description><![CDATA[<p>AB&#8217;ye üye 27 ülkenin tarım bakanları arasında 18 saat süren maraton görüşmeler ve şiddetli pazarlıklardan sonra,  20 Kasım Brüksel&#8217;de AB&#8217;nin tarım sübvansiyonları politikasında reform üzerine taviz niteliğinde bir anlaşmaya varıldı. Tarım sübvansiyonlarını azaltma ve süt üretim kotasını artırma olmak üzere iki konuda fikir birliğine varılan anlaşma, AB&#8217;nin tarım politikasında reform yapılması önerisinin 2003 yılında beşinci kez sunulmasından bu yana kaydedilen en önemli gelişme olarak nitelendirildi.</p>
<p>AB içinde uygulanan ortak tarım politikası, AB&#8217;nin sektör entegrasyonu yolunda attığı ilk adım olarak 40 yılı aşkın süredir uygulanıyor. Söz konusu politika kapsamında, AB içinde fiyat desteği, AB dışında ise ticari korumacılık söz konusu. Şu anda&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AB&#8217;ye üye 27 ülkenin tarım bakanları arasında 18 saat süren maraton görüşmeler ve şiddetli pazarlıklardan sonra,  20 Kasım Brüksel&#8217;de AB&#8217;nin tarım sübvansiyonları politikasında reform üzerine taviz niteliğinde bir anlaşmaya varıldı. Tarım sübvansiyonlarını azaltma ve süt üretim kotasını artırma olmak üzere iki konuda fikir birliğine varılan anlaşma, AB&#8217;nin tarım politikasında reform yapılması önerisinin 2003 yılında beşinci kez sunulmasından bu yana kaydedilen en önemli gelişme olarak nitelendirildi.</p>
<p>AB içinde uygulanan ortak tarım politikası, AB&#8217;nin sektör entegrasyonu yolunda attığı ilk adım olarak 40 yılı aşkın süredir uygulanıyor. Söz konusu politika kapsamında, AB içinde fiyat desteği, AB dışında ise ticari korumacılık söz konusu. Şu anda AB&#8217;nin her yıl fiyat sübvansiyonuna ve ihracat desteğine yaptığı harcamalar 42 milyar avroyu bularak, Birlik bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturuyor. AB&#8217;ye üye ülkelerde tarımın gelişmesi ve köylülerin çıkarlarının korunmasını hedefleyen bu politikada, birçok sorun da ortaya çıktı. Kazanç dağılımındaki dengesizlik AB içinde anlaşmazlığa yol açarken, yeni üyelerin katılımıyla birlikte devamlı olarak yükselen gider, AB&#8217;nin ağır yük altında kalmasına neden oldu. Aşırı korumacılık da AB&#8217;nin rekabet gücünün zayıflamasına yol açtı. Tarım sübvansiyonu politikası sonucu uluslararası tarım ürünlerinde görülen ticari dengesizlik, Dünya Ticaret Örgütü&#8217;nün Doha Turu Görüşmeleri&#8217;nde gelişme kaydedilmesini engelledi. Ortak tarım politikasında farklı derecelerde yapılan dört reformun ardından, 2003 yılında AB Tarım Bakanları Konseyi&#8217;nde beşinci kez reform önerisi ileri sürüldü. Üye ülkelerin ve 130 milyon köylünün somut çıkarlarını yakından ilgilendiren bu reform, zorlu bir süreçten geçerek ancak beş yıl sonra gerçekleştirildi.</p>
<p>Son reformda ise esas olarak iki konuya ağırlık veriliyor. Birincisi, her yıl büyük çiftliklere verilen 300 bin avronun üzerindeki sübvansiyonlar yüzde 10 oranında düşürülecek; sübvansiyonlar artık yalnızca üretim miktarına göre değil, çevre koruma, hayvanlara sağlanan yararlar ve gıda güvenliği gibi unsurlar da gözönünde tutularak verilecek. İkincisi, Mart 2015&#8242;te tamamen kaldırılana kadar AB&#8217;nin süt üretim kotası adım adım yükseltilecek.</p>
<p>Anlaşma uyarınca toplantıda saptanan reform önlemleri 2009-2013 yılları arasında yürürlüğe girecek. AB&#8217;nin tarım ve köylerin gelişmesi işlerinden sorumlu üyesi Mariann Fischer Boel, anlaşmanın tavizler içerdiğini kabul ederek, ancak her üyenin bir yandan fedakârlıkta bulunarak diğer yandan yarar göreceğini, söz konusu anlaşmaya varılmasının hiç de kolay olmadığını ve genel olarak AB&#8217;nin geleceği için yararlı olacağını söyledi.</p>
<p>Farklı çıkarlar peşinde olan AB üyelerinin, söz konusu anlaşmaya yaklaşımları da farklılık gösteriyor. Anlaşmada, tarım politikasının tüm sektörün sürdürülebilir gelişmesine daha fazla yarar getirmesi amacıyla yapılan bazı değişiklikler, kimi özel toplulukların çıkarlarını zarara uğratmakla birlikte, genel olarak yapılan harcamalar azalmadı, yalnızca başka yerlere aktarıldı. Sanayileşme düzeyleri yüksek, tarım payları düşük olan İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri, öteden beri Fransa ve İspanya gibi ülkelerin tarım sübvansiyonlarına para vermekten hoşnutsuzluk duyuyor. Anlaşmaya varılmasından sonra bu ülkeler, reformun istedikleri hedefe ulaşmadığını savundu. Fransa ve İspanya gibi tarım ülkeleri ise anlaşmadan memnun. İtalya da önümüzdeki yılın süt üretim kotasının yüzde 20 artılmasıyla belli bir imtiyaz elde etti. Litvanya gibi yeni üyeler, kendilerine eski üyelerle eşit davranılmamasından dolayı hayal kırıklığı yaşarken, çok sayıda dev çiftlik sahibi olan Almanya da önümüzde yıl kaybedeceği 240 milyon avroluk sübvansiyona üzülüyor.</p>
<p>Gözlemciler, AB&#8217;nin tarım politikasında reform yoluyla bir yandan Birlik içindeki anlaşmazlığın yumuşatılarak tarım ürünlerinin rekabet gücünün artırılacağını ve böylece mali baskıların hafifletileceğini, diğer yandan da AB&#8217;nin ticaret politikalarını eleştiren uluslararası toplumdan gelen baskıların hafifletileceğini ve Doha Turu Görüşmeleri&#8217;nde daha olumlu bir tutum sergileneceğini dile getirdi. Ancak 27 ülkede yaşayan köylülerin çıkarlarını ilgilendiren bu politikanın sorunsuz şekilde hayata geçirileceğini söylemek için henüz erken. Anlaşmanın ele alındığı sıralarda, onbinlerce tarım ve hayvancılık temsilcisi, görüşmelerin yapıldığı binanın önünde toplanarak çıkarlarının ihlal edilmesini protesto etti. Bunun yanı sıra küresel finans krizinin giderek ciddi boyutlara ulaştığı ve ekonominin gerilediği koşullarda, reformun hayata geçirilmesi daha da zor olacak gibi gözüküyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=694</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Seralar Uzaktan Kontrol Ediliyor</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=692</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=692#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 13:10:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AcemiDeve</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Seracılık]]></category>

		<category><![CDATA[Turkcell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=692</guid>
		<description><![CDATA[<p>Turkcell Kurumsal Müşteriler Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener, Antalya`da düzenlediği toplantıda, Turkcell`in geliştirdiği ve kurumlara uzaktan ölçme, izleme, müdahale imkanı sağlayan telemetri  uygulamalarının, sağlık, güvenlik, kuyumculuk, hayvancılık gibi bir çok sektörde başarıyla uygulandığını bildirdi. Bu uygulamanın seralarda da uygulanmaya başlandığını kaydeden Yener, akıllı kartlar olarak nitelendirilen sim kartların hayatın her alanına girdiğini anlattı. Bu kartların cihazlardan sinyal alıp sinyal göndererek uzaktan algılama ve kontrol yaptığını vurgulayan Yener, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Sinyal alıp gönderen sim kartların kullanıldığı alanlarda insan olgusu yok. Uzaktan algılama ve kontrol uygulaması iş adamlarına, şirketlere çok büyük kolaylıklar sağlıyor, maliyetleri azaltıyor, verimliliği artırıyor.&#8221;<br />
Sim kartlar sayesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Turkcell Kurumsal Müşteriler Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener, Antalya`da düzenlediği toplantıda, Turkcell`in geliştirdiği ve kurumlara uzaktan ölçme, izleme, müdahale imkanı sağlayan telemetri  uygulamalarının, sağlık, güvenlik, kuyumculuk, hayvancılık gibi bir çok sektörde başarıyla uygulandığını bildirdi. Bu uygulamanın seralarda da uygulanmaya başlandığını kaydeden Yener, akıllı kartlar olarak nitelendirilen sim kartların hayatın her alanına girdiğini anlattı. Bu kartların cihazlardan sinyal alıp sinyal göndererek uzaktan algılama ve kontrol yaptığını vurgulayan Yener, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Sinyal alıp gönderen sim kartların kullanıldığı alanlarda insan olgusu yok. Uzaktan algılama ve kontrol uygulaması iş adamlarına, şirketlere çok büyük kolaylıklar sağlıyor, maliyetleri azaltıyor, verimliliği artırıyor.&#8221;<br />
Sim kartlar sayesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin çöp kamyonları ile toplu taşıma araçlarını uzaktan takip edebildiğine işaret eden Yener, Uzaktan Algılama ve Takip (Telemetri) Uygulaması ile tarımda da üretici ve yetiştiricilere çok büyük kolaylıklar ve verim artışı sağlandığını vurguladı. Yener, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Sim kartları artık tarım sektöründe de üretici ve yetiştiricilerin hizmetinde. İş ortaklarımızla artık seraları uzaktan takip ve kontrol edebiliyoruz. Seralara yerleştireceğimiz sensörler aracılığıyla sera içindeki nem ve sıcaklık durumunu uzaktan kontrol edebiliyoruz. Serada herhangi bir olumsuzluk anında cep telefonuyla üreticiyi bilgilendiriyoruz. Bu sistem ile seralarda ürün kaybını yüzde 30 oranında azaltabilecek.&#8221;</p>
<p>Serasında bu sistemi uygulamaya başlayan üretici Kemalettin Aksoy, yaptığı açıklamada üç ay önce 1800 TL karşılığında serasına bu sistemi kurduğunu bildirdi. Önceden seralarda don olayı olup olmadığını gezerek takip ettiklerini anlatan Aksoy, &#8220;O zaman yüzde 30 ürün kaybımız oluyordu. Şimdi seralarda don olayını, seraların sıcaklık ve nem durumlarını anında görebiliyoruz. Ürün kaybımız azaldı. 14.5 dönüm serada 400 ton domates üretiyorum. Bunun yüzde 30`nu kaybetsem zarar edeceğim. Bu sistem çok yararlı.&#8221;  diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=692</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarımın sonu mu geliyor?</title>
		<link>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=626</link>
		<comments>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=626#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 14:07:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DeveDikeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Tarım Politikaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kötü bir kehanet gibi ama yüzyılın sonuna doğru dünyada sadece 3 milyar insan insanca yaşayabilecek. Bunu söyleyen ve uyaran bilim adamları&#8230;</p>
<p>Amerikalı bilim adamlarının iklim değişikliği konusunda bilgisayar modellemeleriyle yaptıkları öngörüler, tropikal ve subtropikal bölgelerde sıcaklıkların artmasıyla ürünün önemli ölçüde azalacağını gösteriyor.</p>
<p><strong>En Kötü İhtimal</strong></p>
<p>Stanford Üniversitesi&#8217;nden Robamond Naylor, &#8220;Science&#8221; dergisinin son sayısında yayınlanan makalede, en kötü ihtimali gözönünde bulundurduklarını söyledi. İklim değişikliğini gözönüne alarak tarım sisteminin bütünüyle gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Naylor, ortaya çıkacak sıcak ve kuraklık şartlarına uyum sağlama yönünde adımlar atılmazsa, geleceğin hiç de parlak olmadığına işaret etti ve özellikle yoksul ülkelerde bugün tarımdan geçinen nüfusun büyük kısmının bu faaliyetin&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü bir kehanet gibi ama yüzyılın sonuna doğru dünyada sadece 3 milyar insan insanca yaşayabilecek. Bunu söyleyen ve uyaran bilim adamları&#8230;</p>
<p>Amerikalı bilim adamlarının iklim değişikliği konusunda bilgisayar modellemeleriyle yaptıkları öngörüler, tropikal ve subtropikal bölgelerde sıcaklıkların artmasıyla ürünün önemli ölçüde azalacağını gösteriyor.</p>
<p><strong>En Kötü İhtimal</strong></p>
<p>Stanford Üniversitesi&#8217;nden Robamond Naylor, &#8220;Science&#8221; dergisinin son sayısında yayınlanan makalede, en kötü ihtimali gözönünde bulundurduklarını söyledi. İklim değişikliğini gözönüne alarak tarım sisteminin bütünüyle gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Naylor, ortaya çıkacak sıcak ve kuraklık şartlarına uyum sağlama yönünde adımlar atılmazsa, geleceğin hiç de parlak olmadığına işaret etti ve özellikle yoksul ülkelerde bugün tarımdan geçinen nüfusun büyük kısmının bu faaliyetin dışına düşeceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Tarıma Olumsuz Etki Devasa Boyutlarda Olacak</strong></p>
<p>Washington Üniversitesi&#8217;nden David Battisti de Naylor ile birlikte kaleme aldığı aynı makalede, sadece sıcaklık artışının bile dünya tarımına olumsuz etkisinin devasa boyutlarda olacağını bildirdi ve öngörülerinde su miktarının azalacak olmasını hesaba bile katmadıklarını kaydetti.</p>
<p><strong>Mısır ve Pirinç Üretimi Yüzde 40 Azalacak</strong></p>
<p>Araştırmacılara göre, tropikal bölgelerde artan sıcaklıklar yüzünden mısır ve pirinç gibi temel gıda maddeleri üretimi yüzde 40 oranında azalacak. Toprakta nem oranının azalmasıyla ürün daha da azalabilecek.</p>
<p><strong>Daha Sıcak Bir Dünyada Yaşam</strong></p>
<p>Dünya nüfusunun yarısı -3 milyar- bugün tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşıyor. Bu sayı, yüzyılın sonuna kadar muhtemelen ikiye katlanacak.</p>
<p>Araştırmacılara göre, bu bölgelerdeki az gelişmiş ülkelerde nice insan günde 2 dolardan az parayla geçiniyor ve hayatta kalabilmek için tarımda çalışıyor. Uzmanlar, &#8220;daha sıcak bir dünyaya ayak uydurabilmek için&#8221; şimdiden gerekli yatırımların yapılması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Ürküten İfade</strong></p>
<p>Naylor, makalede şu çarpıcı ifadeyi kullandı:</p>
<p>&#8220;Tarih boyunca belli dönemlerde yiyecek sıkıntısı ortaya çıkınca insanlar başka yerlere gidip karnını doyurabildi. Ama gıda kaynaklarını gözden geçirmezsek, ilerde yiyecek bulunacak başka yerler olmayacak.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimgazetesi.org/tg_app/?feed=rss2&amp;p=626</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
